Basında Biz

 

SRT HABER

KEMAL İBN-İ HÜMAM VAKFI’NDAN KONFERANS

10300644_10152156884587151_8859589569635946696_n

KEMAL İBN-İ HÜMAM VAKFI TARAFINDAN DÜN AKŞAM İLAHİYATÇI NURETTİN YILDIZ TARAFINDAN FİDAN YAZICIOĞLU KÜLTÜR MERKEZİNDE “BU ZAMANIN SABRI” KONULU KONFERANS VERİLDİ

Bu zamanın sabrı konulu konferans büyük ilgi gördü Konferansın açış konuşmasını yapan sivas kemal ibn-i hümam vakfı mütevelli heyet başkanı Temel Karamollaoğlu; geçtiğimiz hafta somada meydana gelen faciada hayatını kaybeden işçileri rahmetle andı,Konuşmanın ardından imamhatip lisesi öğrencisi ali bayramın okuduğu kur’an-ı kerim tilaveti ile program başladı.Program; ilahiyatçı Nureddin Yıldızın “ bu zamanın sabrı “konulu konferansıyla devam etti.Yıldız’ın konferansı yoğun ilgi görürken salonda basamaklar bile dolup taştı

KANGAL GÜNDEM

Sivas Kemal İbni Hümam Vakfı tarafından düzenlenen Nureddin YILDIZ’ın konuşmacı olarak katıldığı “BU ZAMANIN SABRI” konulu konferans 22 Mayıs Perşembe akşamı Fidan Yazıcıoğlu Kültür Merkezinde yapıldı.

GÜNCEL Haberi – 23 Mayıs 2014 Cuma
10377148_10152156884902151_6872672604616800653_n

Halkın büyük ilgi gösterdiği ve izdiham sebebiyle çok sayıda kişinin salona giremediği konferans imam hatip öğrencisi Ali Bayram’ın  Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Sunuculuğunu gazetemiz yazarlarından Abdullah Altunkes’in yapmış olduğu programın açılış konuşmasının vakfın mütevelli heyet başkanı Temel Karamollaoğlu yaptı.
Karamollaoğlu, kısa tuttuğu konuşmasına programa gösterilen yoğun ilgiye teşekkür ederek başladı. İslam dünyasının içinde bulunduğu sıkıntılara kısaca değinen Karamollaoğlu, islam ülkelrinin birlik beraberliğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulan günlerden geçildiğini ifade etti.

Daha sonra kürsüye davet edilen konuşmacı Nurettin Yıldız, yapmış olduğu konuşmayla salondakileri adeta hış-hamura çevirdi.
Her dönemin sabrının farklı olduğunu anlatan Yıldız, konuşmasında özetle şunları söyledi.
“Yılın dört mevsimi var. Her mevsimde renkler değişiyor, iklim farklı oluyor. Her mevsimin çiçeği de dikeni de başka. Ümmeti Muhammed’in hayatında imtihan her gün değişiyor. Her günün yeni bir imtihanı var. Sonra gelenler eskileri daha şanslı görür. Eskiler de yenileri daha şanslı görür. Gerçekte ise durum ne öyle ne böyledir. Herkes gününün imtihanı ile karşı karşıyadır. Kimse bir öncekinden veya bir sonrakinden sorumlu tutulmayacak. Bugünün imtihanını kavrayan ve gerekeni yapabilen kazanmış olacak. Dünle meşgul olanın kaybetme ihtimali yüksektir.

Bugünün imtihanını kavrayabilene bugünün sabrı gereklidir. Sabır, ilk insandan son insana kadar herkese gerekli ama bugünün sabrı başka…”

Müslüman insanın, insan olarak ortaya koyduğu en açık farklardan birinin iffet olduğu tartışılamaz bir hakikattir. Müslüman erkeğiyle kadınıyla iffetlidir. İffet bilhassa kadın üzerinde çok daha açık bir farktır. Müslüman kadın iffetlidir. Üzerinde izlenebilen iffetli şahsiyeti onun karakteridir. Erkeklerin veya kadınların iffetten taviz vermeleri ve neticede de iffet sorunlu şahsiyetler olarak yaşamaları, yeryüzünü imar etmek için görevlendirilmiş bir ümmetin en öncelikli sorunlarından biridir. İffetin ağırlıklı yörüngesi kadındır. Bu ümmetin Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem den sonraki en büyük fitnesi olan kadının iffetten taviz vermesi sadece kadın ekseninde kalabilecek bir sorun olamaz. Kadın, erkeğin de aslı olması açısından, kaybettiği değerlerinin bedelini kadın olarak kendisi ve erkek aynı anda ödeyecektir. Ne kadın tek başına düşünülebilir ne de erkek tek başına yaşama iddiasında bulunabilir. Birbirini tamamlayan iki parçadan biri için bütünlük iddiası olamaz.
İffet:
– Nefsin hayvanî isteklerine karşı kendini koruyabilmektir.
– Şeriata aykırı olan şehevî isteklere karşı kişinin kendisini dengede tutabilmesidir. Şehvetleri tamamen köreltmeden ama onlara esir de olmadan yaşayabilmektir.
– Nefsin haram isteklerine karşı kendini koruyabilmektedir.
– Yeme ve cinsel şehvet konusunda aşırıya kaçmamayı becerebilmektir.
– Helal ile yetinmek, haramdan uzak kalmaktır.
Müslüman kadının iffeti, İslam’ın insan üzerindeki ilkelerinin ne denli korunduğunun göstergesidir. Kadının veya erkeğin iffetli olması, özellikle de kadının iffeti ile bilinirliği bir toplumda şu hususların aktif olarak bulunduğunu gösterecektir:
İffetin korunması, Allah’ın haramlarının çiğnenmediğini gösterir. Başta zina olmak üzere haramların aşılmaması, kişiler ve toplum açısından Müslümanca yaşama, Allah’ın Şeriat’ını esas almaktan kaynaklanacaktır. Bu da İslam’ın yaşanan bir din olduğunu ispat eden delillerden biridir. Yükselen ezanlara rağmen ulu orta işlenebilen haramlar ise tam bir çelişkiyi gösterir. İslam’ın ezan iddiasının, ezana iman edenler arasında kimlik oluşturacak bir etkiye sahip olmadığı bu çelişkiden anlaşılabilir. Ya da, ezana iman edenler, haramları ulu orta işleyebilenlere karşı, engelleyici nitelikte bir güç sahibi olamadıkları da bu çelişkiden anlaşılabilir. İffeti dikkate alan bir anlayışın üstün tutulduğu toplum, bu çelişkinin yaşanmayacağı toplumdur. Adına `İslam’ takısı getirilebilecek toplum da o toplum olmalıdır. Böyle bir toplumun, iffet üzerindeki emellerini canlı tutan her kadın, sonuç olarak `İslam’ vasfının bir toplum üzerinde izlenmesine etki eden tutumuyla toplumun dinamiği durumundadır. İffetli kadın, haramlarla mücadele eden kadındır. Haramlarla mücadele de İslam’ı yaşamanın en belirgin örneklerindendir.
İffet cihadında cepheler:
En önemli cephe cinsellikle alakalı konulardaki cephedir.
Onun ardından mide cephesi gelir.
Bütün çeşitleri ile haramlardan korunmak da iffet uğruna yapılan mücadeledendir.
Seviyesizliklere karşı seviyeli duruş da bir iffet mücadelesidir. Bu mücadele, bir Pazar yerindeki ilişkiden siyasete kadar insanın bulunduğu her yerde vardır.
Dil iffetinden de söz edebiliriz. Meleklerin konuşulan her şeyi yazdığına inanarak konuşmak bu anlayışın ürünüdür.
Bakarken göz iffetine sahip olmak mü’min insandan beklenendir.
İffetin korunduğunun en belirgin göstergesi hiç şüphesiz, erkek kadın ilişkilerinde din kurallarının esas alınmasıdır. İffetin sadece halk arasında `namus’ olarak adlandırılan bölümü ile ele alınması yeterli değildir. Elbette iffet, namus konusu olarak bilinen düzeyi de ihtiva etmektedir. Onunla beraber kadını, kadın yapan, erkeği de erkek olarak şekillendiren ve cinsellik etrafında dolaşan her konu iffet konusu olmalıdır.
Kadının bakışı, konuşması, giyimi ve onu erkekten farklı yapan her meziyeti iffetinin arandığı alan olmalıdır.  Basit bir telefon görüşmesi üzerinden kadının iffet mücadelesi izlenebilir. İffetli bir kadın, herkesin rahatlıkla en azından sakıncalı veya ayıp görebileceği düzeydeki konularla iffetliliği belgelenirse bu düzey, İslam Düzeyi değildir. İslam, sıradan bir sistem olmadığı gibi ona iman edenlerin üzerindeki ilkelerinden biri de sıradan kurallarla belirlenemez. Müslüman kadının iffeti, yürüyüşündeki sadelik ve vakar ile anlaşılabilir. Konuşurken kullandığı kelimeler hatta kelime kullanma tarzı bile özenle seçilmiş olmalıdır. Bu da bir mücadeleyi gerektirmektedir. Kız çocuğu olarak doğduğu andan itibaren Müslüman bir hanımefendi olarak ortaya çıktığı zamana kadar iffet onun yaşam tarzı olmalıdır. Böylece Müslüman kadın, erkeklerin onun uğrunda meydanlarda yaptıkları cihadın ruhunu oluşturan kimliğini korumuş olur. Bu da onun cihadıdır. Biz buna, meydanlardaki cihadın alt yapısı da diyebiliriz. Kadın böylece, Uhud’dan Çanakkale’ye kadar bütün cihatların alt yapısı durumuna gelmiş olur.
Hayâ, iffetle beraber kullanılabilecek en yakın kavramlardan biridir. Erkek veya kadın, her mü’min hayâyı imandan bir parça olarak görür. İmanını koruduğu gibi hayâsını korur. Hayâ gittikten sonra iman zarar göreceği için iffetin de anlamı kalmayabilir. Özellikle kadınların hayâyı koruması, tam anlamıyla insanı ve insan üzerinden dini korumadır. Hayâyı koruma ve hayâlı kalma mücadelesi veren kadının, şeytana karşı en önemli cephelerimizden birindeki mücahide olarak görülmesi kadar tabii ne olabilir?

 

İRADE GAZETESİ

 Muhafazakarlık Kavramı Sivas’ta Masaya Yatırılacak

Tarih: 22-11-2013

Kemal İbn-i Hümam Vakfı Sivas’ta, “muhafazakarlık” konulu sempozyum düzenleyecek.

afis

Sempozyumda, “Muhafazakâr düşünce nedir? Bir ideoloji midir? Bir tutum mudur? Yoksa bireye özgü bir yaşam biçimi midir? Muhafazakârlık, dindarlık eş anlamlı bir kavram mıdır?” gibi soruların cevapları aranacak…

ERSAN ARSLAN

“Muhafazakarlık” kavramı, Sivas’ta masaya yatırılacak… Kentte, Kemal İbn-i Hümam Vakfı’nın düzenlediği sempozyumda “muhafazakarlık nedir” sorusunun cevabı aranacak. Bugün saat 09.00’da başlayacak sempozyuma alanında uzman çok sayıda akademisyen, araştırmacı ve yazar katılacak.

Kemal İbn-i Hümam Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve sempozyum koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Osman Alacahan, ‘Mevcudu muhafaza etmek’ anlamına gelen muhafazakarlığın henüz yerli yerine oturtulamamış bir kavram ve bir çok yönüyle incelenmesi gereken bir çeşitliliğe sahip olduğunu belirten Alacahan, üzerinde bir çok tartışmanın yapıldığı bu konuda gerçekleştirilecek sempozyumla “Muhafazakarlık” ile ilgili soruların cevap bulacağını söyledi.

Alacahan, “Kemal İbn-i Hümam Vakfı olarak her yıl toplum planında önemli görülen ve üzerinden tartışmalar yapılan bir konu üzerinde sempozyum organize etmekteyiz. Malumuuz olduğu üzere geçen yıl sahasında uzman bir çok bilim insanının, gazetecinin ve düşünürün katılımı ile İslamofobi üzrinden bir sempozyum gerçekleştirmiştik. Bu yıl da yine bir çok değerli akademisyen ve düşünürün katılımı ile Muhafazakarlık üzerine bir sempozyum gerçekleştiriyoruz.

Bilindiği üzere muhafazakar düşünce batıda salt aklı öne çıkaran aydınlanma sürecinde teolojik köklerden soyutlanmış bir rasyonalizmin, duyu ötesi alanı dışlayan bir bilimciliğin, gerçekliğin ölçüsünün insan olduğunu savunan hümanizmin, seküler etik anlayışın Fransız devrimi ile pratiğe aktarılmasına, toplumsal planda radikal değişimlerle yerleşik ara kurumların tahrip edilmesine, toplumların örf, adet ve geleneklerinden uzaklaştırılmasına, geçmişle bağı kopartılan bireylerin kendilerine ve topluma yabancılaşmalarına sebep olan rasyonalizme ve insanı ezen totaliter devlet yapısına bir tepki olarak ortaya çıkmıştır” ifadelerini kullandı.

‘MUHAFAZAKÂRLIK İNCELENMESİ GEREKEN BİR KAVRAM’

Muhafazakârlık kavramının henüz yerli yerine oturmamış, incelenmesi gereken bir kavram olduğunu belirten Alacahan, Sivas’taki sempozyumda bu konunun tüm yönleri ile masaya yatırılacağını belirterek, tüm Sivas halkını, sempozyuma katılmaya davet etti.

Alacahan, şu ifadeleri kullandı:

“Bugün bireyden topluma ekonomiden, siyasete, kültürden dine kadar birçok alanda muhafazakâr düşünce kendini göstermektedir. Bununla beraber hayatın birçok alanında farklı yoğunluklarla yaşanan muhafazakârlığın üzerinde tartışmalar da devam etmektedir. ‘Mevcudu muhafaza etmek’ anlamına gelen muhafazakârlık, henüz yerli yerine oturtulamamış bir kavram ve birçok yönüyle incelenmesi gereken bir çeşitliliğe ve muhtevaya sahiptir.

Muhafazakâr düşünce nedir? Bir ideoloji midir? Eğer bir ideoloji ise diğer ideolojilerden ne noktada ayrışmaktadır? Bir tutum mudur? Yoksa bireye özgü bir yaşam biçimi midir? Sorularının yanı sıra, sınırlarının nerede başladığı ve nerede bittiği de sorgulanmaktadır. Bu bağlamda muhafazakârlık neyi muhafaza etme iddiasındadır? Kaçınılmaz olan değişim karşısında ne ne kadar muhafaza edilebilir? Muhafazakâr düşüncede ailenin, dinin, devletin, siyasetin, kültürün, mülkiyetin, milliyetin ve bunun gibi olgu ve kurumların yeri nedir? Muhafazakârlık, dindarlık eş anlamlı bir kavram mıdır? O zaman, milliyetçi muhafazakâr, ateist muhafazakâr veya dindar muhafazakârlar arasındaki fark nedir? Batı muhafazakârlığı ile doğu muhafazakârlığı aynı şeyler midir? Bu soruların artırmak mümkün. Sempozyumda bu ve benzer sorulara cevap aranacaktır.

Bu tür organizasyonların ilimizin kültürel yönden de güçlü bir kent olmasına katkı sağlayacağı bir gerçektir. Kemal İbn-i Hümam Vakfı olarak düzenlediğimiz sempozyumların ve konferansların ilimizin kültürel hayatına ciddi katkılar sağladığına inanıyoruz.

Bu vesile Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonunda düzenlenecek olan sempozyumla tüm hemşerilerimizi davet ediyorum.”

 

CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ HABER

REKTÖR PROF. DR. KOCACIK KEMAL İBN-İ HÜMAM VAKFI’NIN VERDİĞİ İFTAR YEMEĞİNE KATILDI

Yazar  14 Temmuz 2013 tarihinde bu yazıyı yayımladı.

REKTÖR PROF. DR. KOCACIK KEMAL İBN-İ HÜMAM VAKFI’NIN VERDİĞİ İFTAR YEMEĞİNE KATILDICumhuriyet Üniversitesi (CÜ) Rektörü Prof. Dr. Faruk Kocacık ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, Sivas Kemal İbn-i Hümam Vakfı tarafından verilen iftar yemeğine katıldı.Şelale Restoran’ta verilen iftar yemeğine Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Temel Karamollaoğlu,
Sivas İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Salih Ayhan, Müftü Yusuf Şahin, Milli Eğitim Müdürü Turan Akpınar,
İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Metin Bozkuş, CÜ Genel Sekreteri Prof.Dr. N. Yaşar Aşıkoğlu,
protokol üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Oruçların açılmasının ardından İl Müftüsü Yusuf Şahin dua ederek, Ramazan ayının herkese hayırlar getirmesini temenni etti

 

MİLLİ GAZETE

Geleneksel Tanışma Ve Kaynaşma Yemeği 17 Eylül 2006 Pazar

Kemal İbn-i Hümam Eğitim ve Kültür Vakfı kaynaşma yemeğinde konuşan Vakfın Mütevelli Heyet Başkanı Karamollaoğlu, Vakıfların sahip çıkılması gereken kurumlar olduğunu belirterek “Sosyal yardımlar, burslar, ihtiyacı olanlara yardım ve ihtiyacı olup da istemeyenlerinde tespit edip yardım edelim. Gençlerimize sahip çıkalım gençler geleceğimizdir. Gençlerle irtibat için kültürel faaliyetlere destek vereceğiz” dedi.basında

MESUT ACAR / İSTANBUL

Kemal İbn-i Hümam Eğitim ve Kültür Vakfı, İstanbul Eminönü Belediyesi Sosyal Tesisleri’nde geleneksel tanışma ve kaynaşma yemeğini düzenledi. Kemal İbn-i Hümam Eğitim ve Kültür Vakfı Sivas’ta 3 Haziran 1990’dan beri eğitim ve kültür faaliyetleriyle hizmet vermeye devam ediyor.

16 yıldan beri hizmet veren Kemal İbn-ı Hümama Vakfı’nın gelenekselleşen yemeğine, Kemal İbn-i Hümam Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı ve Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Temel Kanamollaoğlu, Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Osman Yumakoğulları, Kemal İbn-i Hümam Vakfı Yöneticileri, İstanbul’da yaşayan Sivaslılar ve çok sayıda davetli katıldı. Akşam yemeği ile başlayan program, Kemal İbn-i Hümam Vakfı tanıtım sinevizyonu ile devam etti.

Kemal İbn-i Hümam Vakfı geleneksel tanışma ve kaynaşma yemeğinin de selamlama ve vakıf çalışmaları hakkında bir konuşma yapan Kemal İbn-i Hümam Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı ve Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Temel Karamollaoğlu, Kemal İbn-i Hümam Vakfı’nın bu günlere gelmesinde katkısı olan herkese şükranlarını sundu. Karamollaoğlu, “Herkese ulaşmamız lazım. Bunun içinde herkesle dost olmamız şu bu diye ayırım yapmadan Sivas’ta yaşayan herkesin ihtiyacına katkıda bulunmalıyız. Çocuklar, gençler, yetişkinler ve yaşlılar için çeşitli projelerimiz var ” dedi.

Herkese kucak açıp ulaşmalıyız Kemal İbn-i Hümam Vakfı hakkında da bilgi veren Karamollaoğlu, “Kemal İbn-İ Hümam Eğitim Ve Kültür Vakfı kuruluşundan bu yana pek çok kültürel ve sosyal hizmeti halkımıza sunmuştur. Bu yılda bu hizmetlere devam edeceğiz. Sizlerinde desteğiyle sosyal yardımlar, burslar, ihtiyacı olanlara yardım ve ihtiyacı olup da isteyemeyenleri de tespit edip yardım edelim. Gençlerimize sahip çıkalım gençler geleceğimizdir. Gençlerle irtibat için kültürel faaliyetlere destek vereceğiz. Herkese ulaşıp insanların bizimle dertleşeceği ortamlar hazırlayıp herkesle irtibata geçip insanlara yardımcı olacağız. Türkiye de işsizlik çok fazla, bunun yanında eğitimli elemanda yok işte biz burada devreye girerek vakıf bünyesinde eğitimler vererek kalifiye elemanlar yetiştireceğiz” şeklinde konuştu.

Karamollaoğlu, konuşmasının sonunda Kemal İbn-i Hümam Vakfı’nın faaliyetlerini daha yakından incelemek ve yerinde görmek için konukları Sivas’a davet etti.

Vakıflar çok önemli kurumlarımızdır Geceye katılan Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Osman Yumakoğulları da “Kemal İbn-i Hümam Eğitim Ve Kültür Vakfının faaliyetlerini sinevizyon da izledik. Vakfın, yapmış oldukları bu anlamlı hizmette onlara destek olmalıyız. Dinimizin ve ecdadımızın vakıflarla verdiği önemi biliyorsunuz. Hepimiz gelip geçiciyiz. Bırakacağımız eserler işte böyle faydalı işlere devam edecek. Allah bu faaliyetlere destek verenlerden razı olsun. Atalarımız yollar hamamlar çeşmeler vakıflar külliyeler kurarak bize örnek olmuşlar. Bizde gereğini yapalım. Yardımlarla vakıflar kurarak İnsanların problemlerini çözdüğümüz gün, her şeyi başaracağız demektir. Kemal İbn-i Hümam Eğitim Ve Kültür Vakfının faaliyetlerini devam ettire bilmesi için gayretli ve istekli bir biçimdi üzerimize düşen görevi yerine getirmeliyiz” dedi.

 

HÜRDOĞAN GAZETESİ

İslamafobia Sivas’ta sempozyumda ele alındı 21.11.2011

İSLAMAOFOBİ KAPAK küçğltülmüş

Sivas’ta 18-19 Kasım tarihleri arası Kemaleddin İbn-i Humam Vakfı tarafından İslamafobia sempozyumu düzenlendi. Sempozyumda ‘Kolektif bir konun anatomisi olarak islamafobia’ konusu ele alınırken, sempozyuma Kemal İbn-i Humam Vakfı Mütevelli Eş Başkanı temel Karamollaoğlu, çok sayıda İslam profesörü ve davetli katıldı. Sempozyumun açılış konuşmasını yapan sempozyuma Kemal İbn-i Humam Vakfı Mütevelli Eş Başkanı temel Karamollaoğlu, İslamafobia korkudan daha çok bir İslam karşıtlığı ve İslama karşı düşmanlık olarak ortaya çıktığını kaydetti.

Karamollaoğlu; “Dünyada teknolojik ve ekonomik refahın zirvede olduğu bir dönemde Batıda sadece Müslümanlara değil herkesi kendine düşman gören bir anlayış   ‘xenefobia’ yabancı karşıtlığı ortaya çıktı. Müslüman kesimin batıyla kültürel kaynaşması, siyaset  ve ekonomide etkin rol almaları bazı kesimleri rahatsız etmiş durumda. Batıda İslamafobia siyasi olarak birtakım hedeflere ulaşmak için kullanılmaktadır. Kudüs’ün Hz . Ömer döneminde fethinden sonra bir reaksiyoner hareket olarak başlayan haçlı seferleri  İslamı bilmeden yapılan saldırılardı. Batının İslamafobia gerilimi bu eksende bir ruh halini ortaya koymaktadır. Şöyle ki, ABD işgali ile katledilen kızılderililer. Aborjinlerin katledilmesi, yahudilerin katledilmesi, yakın zamanda ,Irak katliamı bu ruh halinin yansımasıdır” dedi.
Daha sonra  konuşan Sakarya Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ebubekir Sofuoğlu, İslamafobia misyonerler tarafından uygulandığını kaydetti.
Sofuoğlu; “İslamafobia misyonerler tarafından uygulanıyor.  Bunu misyonerlik yaptıkları toplumların kendi aydınlarına yaptırıyorlar. Tabii bunun için kendi kültüründen biraz utanan aydın kimliği olması lazım. “şimdi İslamdan bahsetmenin sırası mı”  “cami yerine okul-hastane yapılsın”  “bu çağda başörtüsü mü olur”  vs.. gibi ifadelerle dini değerler aşağılanmaktadır.   Misyoner bir kuruluş olan Caritas ekonomik işsizliği istismar eden Hıristiyan projesidir. Bosna’da Gürcistan’da ve diğer müslüman ülkelerde faaliyet göstermektedir.  Makedonya Üsküp’te 72 metre büyüklüğünde haç şehrin heryerinden görülebilecek tepeye yerleştirilmiştir. Kosovada okullarda rahibeler rahibe kıyafetiyle psikoloji ve rehberlik dersi vermektedir. Türkiye’de başı örtülü öğretmen mi olur tartışmaları ve dışlamaları yapılmaktadır. Kosovada Avrupa mirası yok ama 500 yıllık Osmanlı mirası var… bir tarih silinmek isteniyor. Caritas, USAİD gibi bir çok misyoner kuruluşlar islam coğrafyasında özellikle kriz bölgelerinde faaliyet göstermekte toplum istismar edilmektedir” şeklinde konuştu.
3. oturum ile gerçekleşen sempozyuma ilgi yoğun olurken İslam ile ilgili tüm görüşler ve fikir ayrılıkları profesörler tarafından dinleyicilere aktarıldı.

YENİ ÜLKE GAZETESİ

YENİ ÜLKE SEMPOZYUM web

 

MİLLİ GAZETE

YARDIM web

 

BİZİM SİVAS GAZETESİ

YARDIM1web

 

MİLLİ GAZETE

MİLLİ GAZETE web

 

BİZİM SİVAS GAZETESİ

BİZİM SİVAS SEMPOZYUM SONU HABER web

 

MİLLİ GAZETE

BİZİM SİVAS web

 

BİZİM SİVAS GAZETESİ

BİZİM SİVASS web

,

HAKİKAT GAZETESİ

HAKİKAT SEMPOZYUM web

 

BİZİM SİVAS GAZETESİ

BİZİM SİVAS Basında K.İ.H. Sempozyumu web

 

BİZİM SİVAS GAZETESİ

BİZİM SİVAS2 Basında K.İ.H. Sempozyumu web

 

ANADOLU GAZETESİ

ANADOLU web

 

ZAMAN GAZETESİ

ZAMAN web